İlk öğrendiğim günü düşündüğümde bir şey hissetmediğimi hatırlıyorum. Bana bunu başka biri anlatsa onun adına üzülürdüm. Çocuklarına, sevdiklerine ve yaşayamayacağı yıllara acırdım. Ama insanın kendi başına geldiğinde hiçbir şey hissetmiyor. Yani ben de böyle oldu; ne bir ağlama hissi ne de inkar etme. Doktor bile şaşırmıştı ‘kanseri’ bu kadar soğukkanlı karşılamama. Sonradan…Bunu sevdiklerimle paylaştıkça yüzlerindeki o acıyı gördükçe ben de bunun kendim için kötü, üzücü bir şey olduğunu o anlarda anladım. Bu haberi aldıktan sonra bebeğimi kucağıma aldığımda anladım. Eşime söyleyene kadar… Benim cesaretimi geri getiren eşim oldu. Ben hastalığımı eşime söylediğimde umutsuzlukla ilgili her şeyi yasakladı. Karşılıklı oturup saatlerce konuştuk. Olağan üstü hal ilan ettik, yapılabilecekleri konuştuk A planı ve B planı oluşturduk, komutan ve asker yerlerini belirleyip savaş açtık kansere!

yaşam, psikoloji, kanser, savaş, yenmek, başarıBenim hikayem de klasik başlamıştı; ilk çocuğumdan sonra onu emzirirken göğsümde bir sertlik fark edip gitmiştim doktora. Çünkü böyle şeylerde bir gün bile geç kalmanın zararlarını duymuştum, görmüştüm. İlk duyduğum süreçten bahsettim, tedavi sürecine gelirsek. Doktor kontrolü, ilaçlar, kemoterapiyle bir hayat yaşamadım sadece. Eşim bu süreçte desteğinin yanı sıra her zaman hastalığı ikimizin olduğunu gösterdi, hissettirdi. Savaş sonunda başarıyı da ikimiz olarak kazanacağımızı söylerdi hep. Bu hastalık döneminde çok fazla şey okudum; bitkisel, organik neler tüketmem gerektiği, başarı hikayeleri, farklı tedavi yöntemleri, kanserle ilgili dernekler… Birçok şey öğrendim. İnternet’ten ve yaşadıklarımdan öğrendiğim en iyi tedavi yöntemi kuşkusuz ‘sevgi’ oldu. Çok sıradan ama bir o kadar da doğru. İnsanın kanseri yenmesinde evet erken teşhis, ilaçlar etkisi var ama %51’lik kısım moral, sevgi, bol destekli, umutlu ortamın oluşması. Zaten vücut hücreleri, organların kanser hücreleriyle savaşırken, beynin ve kalbinle de kanser düşüncesiyle savaşman lazım. Biz bu savaşı eşimle yendik, çünkü eşim bana destekçim oldu. İlaçları tek içme dışında hiçbir şeyi tek yaşamadım. Hayatımı aksatmasına izin vermedim bu da beni motive eden etken oldu.

Yazımın en başında bu hastalığı başkasının başına geldiğini duysam, yaşayamayacağı yıllara acırdım demiştim bu çok yanlışmış. Tam tersi hayat daha da anlamlanmalı ve yaşayacağın yıllara umutlanmalı. Seni hayatta tutacak milyon tane şey var bunların en önemlilerini aklının ve kalbinin derinlerine kazıyıp her gün hatırlatmak gerekiyor kendine. Bu da hastalığın bana öğrettiği şeylerden biri oldu. Kızım için uyandım her gün, eşim için yemeğimi yedim, arkadaşlarım için işe gittim ve en önemlisi kendim için nefes aldım. Güçlü olduğumu hatırlattım kendime.  yaşam-psikoloji-basari-mücadele        

Önceden en küçük şeyler bile üzülen ben şişeye koyup denize bırakmayı öğrendim. İki gün sonra üzüntümün azalacağı hiçbir şey için aklımda yer etmesine izin vermedim. Eğer bunlara inanırsan başaramayacağın hiçbir şey yok hastalık da dahil.

Başarı hikayelerini oku, dinle, ve emin ol hepsinden anlayacağın kilit nokta bu ‘ Kendine güven, umut et, motivasyonunu düşürme, destekçilerinin uzattığı eli tut…’

Related Posts

Koçum: Benim
Mutlu Besinler
Uyku Bozukluğu