Minyatür Cennet: Como Gölü

Çoğumuz duymuştur: yakışıklı aktör George Clooney’nin Como Gölü’ nde yaşadığını. En azından magazin takip edenlerimiz bilir. Ama sadece George Clooney değil bu cennet parçasını gören ve aşık olan herkes. Eminim sizler de giderseniz “İşte cennet böyle bir yer olmalı” dersiniz. Bugün size Como Gölü’nden bahsedeceğim.

İtalya’ nın kuzeyinde yer alan bir buzul gölü Como. ”Y” harfine benzeyen şekli sayesinde pek çok kasabaya manzara olan eşsiz bir güzellik. Doğal bir göl olması ve tabii ki kirlenmemiş doğası sayesinde de içi balık dolu bereketli bir kaynak. Milano’ ya trenle bir saatlik mesafede olması da turistik açıdan önemini artırmış. Tabii Milano’dan metro ile de gidebilirsiniz Como Gölü’ne. Gölün yerleşik halkının neden bu kadar gösterişli, şık ve seçkin insanlar olduğuna şaşırmayın. Milano moda etkinliklerinin kalbi burada atıyor sanki. Tabii bu elit görünümde, gölde villa sahibi olan ünlülerin payı çok büyük. Zira Madonna, Versace, Sylvester Stallone, Ronaldinho gibi daha adını sayamadığımız pek çok ünlünün burada görülesi güzellikte villaları bulunuyor. Hal böyle olunca da Como Gölü, dünyanın en pahalı tatilleri listesinde üst sıralarda yer alıyor.

the lakeside village of Varenna is seen on shore of Lake Como, Italy

Göl kıyısındaki önemli noktalara ulaşım ve gezi için ideal yol feribot. Bu feribotlar Varenna’dan başlayıp, Menaggio ,Bellagio ve Como’ya giderek göl turunu tamamlıyor. Bu yüzden ilk durağımız Varenna. Köy olarak tabir edeceğimiz küçük ve oldukça yerel Varenna. Köy meydanında çeşmesi, küçük bir kilisesi ve bolca el sanatları yapan  zanaatkarları ile şirin Varenna. Turistik açıdan pek belirgin bir özelliği olmamakla birlikte, Milano’dan gelen trenden burada inip, göl gezisinin başlangıç noktası olması nedeniyle turistlerin illaki gezdikleri ve vakit geçirdikleri bir köy. Ama bu, daha başlangıç…

italya, bellagio

Göl çevresinde görmeniz gereken enfes bir yer de Bellagio. Burası küçük bir kasaba ama turizmin kalbi burası. Yürüyerek toplam 2,5 saatte gezilebilecek bir yer ama el işi hediyelikler satan dükkanlara takılıp kalmazsanız tabi. En çok ilgimi çeken hatıralıklar teneke kutularda satılan şekerleme ve kurabiyeler olmuştu. Amaretti adındaki sert tatsız tuzsuz kurabiyelerden çok konulduğu teneke kutular ilginç geldi bana, almadan edemedim. Bellagio, evlerin rengarenk boyandığı, çiçeklerle süslendiği gelin gibi bir yer. Ara sokakları gezerken hiç sıkılmıyor insan. Merdivenlerle çıkılan yokuşlu yollar hıncahınç insan dolu. Evler tek veya en çok iki katlı, bakımlı ama eskiliğine dokunulmamış. Akdeniz kültürünü buram buram soluyorsunuz burada. Teyzeler, amcalar merdivenlerde oturmuş hararetli sohbetler ediyorlar ve herkesin yüzü gülüyor. İskelenin tam karşısında küçük bir restorantta öğle yemeği molası verdik. Yediğim lazanya muhteşemdi; ama itiraf etmeliyim bir tabak lazanyaya neredeyse elli euro ödedim ve biraz tuzlu geldi 🙂

 

italya, como, Volto

Como Gölü deyince akla ilk gelen nokta, Volto Meydanı’dır. Bu meydan, pilin de mucidi olan ünlü fizikçi Alessandra Volta’nın adına atfedilmiştir. Çevresinde küçük kafeler ve hediyelik eşya dükkanları olan şirin bir meydan burası. Tam ortasında ise ünlü fizikçinin heykeli var. Burası Como sakinleri için buluşma noktası. Randevular burada veriliyor. Yaz aylarında akşam çökerken gençler müzikli eğlenceli bir hale bürüyor meydanı. Dans edenler, şarkı söyleyenler ve onları izleyerek keyiflenenler, herkes çok mutlu burada 🙂

Gelelim Como’ya. Gölde yaptığımız feribot turunun son durağı olan Como, aradığımız coşkuyu bize fazlasıyla sunuyor. Tahminlerimin de ötesinde resimlerden de güzel ve büyük bir yer. Somut olarak kıyaslarsak Çeşme gibi olduğunu düşünmüştüm ama Bodrum gibi bir yer burası. Önce karanlık çökmeden funikülere binip Brunate tepesine çıkıyoruz. Burası Como Gölü’nü ve çevresini tamamen görebileceğiniz harika bir nokta. Yukarıda küçük restoran ve kafeler var ama bunların dışında kalıp, tamamen doğaya ve onun nefes kesen yüzüne bakmayı tercih edin bence. Çevresi yemyeşil bir örtüyle çevrelenmiş, masmavi bir halı gibi Como. Kıyıları boyunca irili ufaklı bir sürü yerleşim yerleri bir gerdanlık gibi ışıl ışıl.Yaklaşık bir saat burada kaldıktan sonra Como’ya geri döndük. Şehrin merkezinde büyük bir katedral bulunuyor. Avrupa’da gezeceğiniz her şehirde, oranın sanatını ve tarihini görebileceğiniz en doğru adres bir katedraldir. Como Katedrali’nin mimarisi kasvetten uzak, modern sayılabilir. İçi ise ünlü heykeltıraş ve ressam Arcimboldo’nun eserleriyle süslü. Goblen adı verilen bu süsleme sanatı işte bu katedralde gözleri şenlendiriyor.

Akşam Como’da konaklamayı düşünüyorsanız –ki bu sizin hayli pahalı bir tatili planladığınızı gösteriyor- Katedralin karşısında, iskeleye giden yol üzerinde birbirinden şirin pansiyon ve butik oteller var. Buralarda gecelik fiyatlar 250 eurodan başlıyor ve astronomik rakamlara doğru gidiyor. Özellikle Temmuz – Ağustos aylarında ünlülerin de villalarına teşrif etmeleriyle birlikte Como’da geçirilen tatilin konaklaması, yeme – içmesi ve gezmesi ile küçük bir servete mal olduğu bir gerçek. Benim size tavsiyem, bir tam günde rahatça gezip görebileceğiniz Como Gölü’nü Milano’da konaklayarak ziyarete gitmeniz olacaktır. Zira gece 23.00’e kadar tren, 24.00’e kadar metro Milano’ya dönüyor.

Gezilesi ve görülesi ender güzellik Como’yu artık kartpostallardan izleyip iç geçirmeyi bırakın dostlar. Dünya gözüyle bu cenneti yaşayın.