İtalya’nın Sanat Başkenti: Floransa

Michelangelo, Leonardo Da Vinci, Botticelli, Machiavelli desem; ortak noktalarının ne olduğunu sorsam cevabınızı duyar gibiyim. Evet İtalyan olmaları… Dünyaca ünlü bu sanatçıların İtalya’dan çıkmış olması sizce tesadüf mü? Bence değil. İtalya’nın her metrekaresi ayrı güzelliklerle dolu ve ilham verici; ama bir yer var ki, hem doğal güzelliği hem de sanata verdiği önemle ön plana çıkıyor. Burası Floransa.

İtalya’nın Toskana bölgesinin başkenti olan Floransa, ülkesinde sanatın, bölgesinde ticaretin merkezi olma özelliğine sahip. Arno nehri çevresinde kurulmuş olan şehir, 1864-1870 yılları arasında İtalya Krallığı’na başkentlik yapmıştır. Görülmeye değer bu eşsiz güzellikteki şehirden bahsetmeye ne dersiniz?

seyahat-italya-floransa-arno-nehri

Şehri ilk kuranlar Jül Sezar’ın emekli olan askerleriymiş.Tarih boyunca defalarca istilalara uğrayan, devletler arasında el değiştiren Floransa, konumu nedeniyle ticari hayatın odak noktalarından biri olmuş. 15. yüzyılda yönetimi ele alan, Floransa’yı Floransa yapan Medici adında soylu bir aile. Medici ailesinin sanata olan düşkünlüğü sayesinde şehre getirilen ve bir çok sanat eserini şehre kazandıran büyük ustalar MichelangeloLeonardo da Vinci ve Botticelli, İtalya’da Rönesans’ı başlatmıştır. Şehrin simgesi olan pek çok yapı bu dönemde yapılmış.

seyahat-italya-floransa-Neptün-havuzu-heykeli

seyahat-italya-floransa-Michelangelo-Davut-heykeli

Floransa, buram buram sanat kokan, düzenli, temiz  bir İtalya şehri. Şehirde ilk göze çarpan unsur ihtişamlı binalar ve meydanlar oluyor. Özellikle Piazza Signoria, şehrin adeta sanat merkezi gibi. Bu meydanda sergilenen Michelangelo’nun ünlü Davut heykeli ve Ammanati’nin eseri olan Fontana del Nettuno (Neptün havuzu ve heykeli) sanat aşkını doruklara çıkarmaya birebir. Her yanı ressamlarla ve sanat aşıklarıyla dolu bu meydanda saatlerce hiç sıkılmadan vakit geçirilebilir, ressamlara portrenizi yaptırabilirsiniz.

Duomo Meydanı ise yine Floransa’nın en güzel ve ihtişamlı binaları olan Floransa Katedrali, Giotto’nun Çan Kulesi ve Aziz Giovanni Vaftizhanesi’ne ev sahipliği yapıyor. Bu yapılar, Floransa’nın da simgesi olarak biliniyor. Özellikle Floransa Katedrali pembe, beyaz ve yeşil mermerleri ile göz alıcı güzelliğe sahip. Eğer Duomo Meydanı’na gitmişseniz biraz performansınızı artırın ve 414 basamakla Floransa’nın muhteşem manzarasını kuşbakışı izleyebileceğiniz Giotto’nun Çan Kulesine mutlaka tırmanın. Görecekleriniz bu zahmete kat be kat değecek.

seyahat-italya-floransa-giottonun-çan-kulesi

Ponte Vecchio, namı diğer Eski Köprü, şehrin cazibe merkezlerinden biri. Eskiden kasap, tabakhane ve demir atölyelerine ev sahipliği yapmış olan bu köprü şimdilerde kuyumculara ev sahipliği yapıyor.

seyahat-italya-floransa-ponte-veccio-köprüsü

Floransa’da görülmesi elzem bir diğer yapı da Santa Croce Bazilikası’dır. Galileo, Michelangelo, Dante ve Machiavelli’nin mezarlarının da bulunduğu bazilika 13.yüzyılda yapılmıştır. Uffizi Galerisi, Pitti Sarayı, Vecchio Sarayı, San Lorenzo Bazilikası şehrin parlayan yüzleri gibidir. Floransa deyince seyahat-italya-floransa-dantenin-evi-müzebahsetmeden geçemeyeceğim ,Casa Di Dante Alighieri’den. Signoria Meydanı’ndan Floransa Katedrali’ne giden ara sokaklardan biri olan bu sokakta, Dante’nin müze haline getirilmiş evi de bulunuyor. Dante ve sonsuz aşkı Beatrice’in bu sokaklarda dolaştığını gözümde canlandırır gibiyim…

Floransa’da hoşça vakit geçirebileceğiniz diğer bir meydan ise Piazzo Della Republica’dır. Bu meydan çevresinde alışveriş merkezleri, mağazalar ve restoranlar bulunmakta. Meydanın ortasında bulunan atlı karınca, insanların buluşma noktası olması nedeniyle tarifi en kolay yer. Piazzale Michelangelo, şehrin manzarasını izleyebileceğiniz bir nokta, Ortasında Michelangelo’nun heykelinin bulunduğu bu meydanda seyyar satıcılardan ufak tefek hediyelikleri ve magnetleri alabilir, çevredeki büfelerde ufak atıştırmalıklar bulabilirsiniz.

seyahat-italya-floransa-Santa-Croce

Floransa gezinizde yemek molası vermek isterseniz Santa Croce’nin yakınında bulunan Salumeria Verdi adındaki restorandı öneririm. Bu restorandın özelliği Akdeniz mutfağının tüm lezzetlerini barındırması. Hafif bir yemek ya da sandviç yemek istiyorsanız doğru yer burası. Pino adında bir sandviç menüsü yemiştim, lezzeti hala aklımda.. Bu arada Floransa’ya gelmişken Toskana bölgesine özgü lezzetli şaraplarından da tatmanızı öneririm. Hemen her sokakta bulabileceğiniz şarap evlerinden nefis İtalyan şaraplarını tadabilirsiniz. Ayrıca şarabın yanında ikram edilen türüf mantarından yapılmış mezeyi de tatmanızı şiddetle tavsiye ederim.

Her ne kadar Akdeniz’in sıcak kültürünü barındırdığını, insanlarının da bu kültürle özdeş sıcakkanlı yapıda olduklarını düşünsek de İtalyanlar bu fikrimizi biraz değiştiriyorlar. Harareti yüksek İtalyanlar, pek turist sever olmadıklarını; hatta artık turizme doyduklarını haykırır gibiler. Yol tarifi sorulduğunda cevap vermeyen çoğu İtalyan beni bu düşünceye şevketti (sebepsiz değil yani). Alışveriş yaptığımız dükkanlar, yemek yenilen restoranlar da dahil olmak üzere İtalya turizme doymuş. İtalya’da en çok dikkatimi çeken şeylerden biri de akşam saat 6’dan itibaren büfe, bakkal vs. yerlerin kapanıyor olması. Kaldığımız otel Floransa’nın merkezine uzak olduğundan, yorucu bir günün ardından, otelden çıkıp yiyecek bir şeyler almak istediğimizde, ne açık bir büfe ne de pizzacı bulabildik. Bu da açlıkla pekiştirilmiş bir İtalyan dersi oldu biz turistler için.

Floransa’da kafanızı nereye çevirirseniz çevirin bir sanat eseriyle gözlerinizi buluşturabilirsiniz. Şehrin içinde yürüyüş mesafesinde bulunan pek çok meydan eşsiz güzellikte. İtalya’ya gezisinin olmazsa olmazı olan bu şehir, 2 günlük kısa bir tatilde bile keşfedilebilecek kadar düzenli. Güzergahı Arno Nehri olarak belirlerseniz bu şehri adım adım keşfedebilirsiniz.