Merhaba Pink Women’s takipçileri. Her Perşembe olduğu gibi, bu Perşembe’ de hayata dair detaylar ile birlikteyiz. Geçen haftalarda sizlere Çağımızın Problemi; Sevgisizlik konusunu anlatmıştım. Umarım da okuduktan sonra sevdiğiniz kişilere koşup, onlara sevdiğinizi söylemiş ve bu sevgisizlik çemberi ile sarılmış dünyadaki yolunuzu sevgi ile aydınlatmışsınızdır. Bu günde sizlere hayatın içinde yaşanan bir dramdan bahsetmek istiyorum.

Bildiğiniz gibi sevgi, aşk dediğimiz yoğun duygular karşılıksız olarak yaşanır. Bir insanın bir şeylerine aşık olabilir, bağlanabilirsiniz. Ama bu kişinin aşık olduğunuz özellikleri zamanla yok olacaktır. İnsan olduğu için sevmediğiniz herkesin, sevdiğiniz tüm yönleri zamanla gözünüzün önünde yok olacak ve eskisi gibi sevmediğinizi fark edeceksiniz. Kısa süren ilişkilerinizin de ortak bu sorunu bu zaten. Onları, onlar olduğu için sevmiyoruz. Onların bir özelliklerini seviyoruz ve sonra bu özelliklerini değiştirmeye çalışıyoruz. Değiştiremediğimiz zaman da onlardan uzaklaşıyor, çeşitli bahaneler üreterek onlardan ayrılıyoruz. Sonra da her yerde büyük laflar ediyoruz. “İnsanlara güvenim kalmadı”, “hepsi aynı” gibi laflar ederek, kendi hatalarımızı başkalarına yüklüyoruz. Bir insanı olduğu gibi kabul ettiğimiz zamanda onunla daha sağlıklı ve uzun ilişkiler yaşayabiliyoruz. Zaten karşılıksız sevgide bunu gerektirmez mi? Bunu bir düşünün!

herşeye-ragmen-sevmek

İnsanların bazı özel durumları vardır. Bazı insanlar bazılarından çok farklıdır. Görünüş olarak herkes ile aynı olsa da, küçük farklarla diğerlerinden ayrılıyorlar. Ve bu insanlarla bir ilişki yaşamak, normal insanlara göre daha zordur. Bazı özel insanları, diğer insanlarda ayıran bu özelliklere bakarak onları yargılamak insanlık suçudur. Bazen çok beğendiğimiz bir insanın bir hastalığı, bir kusuru olabilir. İlk başta bunu kabullenip, daha sonra bu durumdan sıkılmakta bana göre insanlık suçudur. Bazı insanlar diğer insanlardan daha özel olabilir. Bir insanın diğer insanlardan farklı bir özelliğini gördüğünüz zamanda kaçmamanız gerekir. İnsanları sadece insan oldukları için severseniz, zaten kaçmanız gereken bir durumda ortada olmayacak.

Eski zamanlarda bir reklam görmüştüm. Bir kadın restoranda çalışmaya başlar. Çalıştığı zaman aralığında şarkı söylediğini duyan iş yeri sahibi, kadının akşamları 1-2 şarkı söylemesi için konuşur ve kadın kabul eder. Her gün kadın tam şarkı söylemeye başlayacağı zaman restorana bir adam gelir ve tam karşısına oturur. Kadın ilk görüşte aşık olur adama. Ama adamın ilgisini çekememektedir. Birkaç akşam böyle gider ve iş arkadaşları da artık kadına, adamın dikkatini çekmek için yardımcı olurlar ama nafile. Adamın dikkatini çekemez. Bir akşam adamın bir arkadaşı da gelir ve kadın adamın sağır olduğunu fark eder. Kadın ilk başta üzülür fakat adama aşık olmuştur bile. Günlerce çalışarak işaret dili öğrenir. Yine bir akşam adam masada oturur, kadın mikrofonun başına geçer ve tüm ışık söner. Sadece adamın başındaki lamba açık kalır. Buda adamın dikkatini çekmesi için yeterlidir zaten. Kadın hem şarkı söyler, hem de işaret diliyle şarkıyı adama anlatır. Adamın çok hoşuna gider ve bitmeyen aşkları başlar.

Bu kadın bu adamdan sıkılmaz, bu adam da bu kadından sıkılmaz. Bu yüzden bu aşk karşılıksız aşktır. Bazen insanlar birisine aşık olur. Aslında aşık olduklarını sanır. Ama aşık olduğu kişinin, diğer insanlardan farklı kılan bir özelliği vardır. İlk başlarda bu farklılıktan hoşlanırlar ama sonra bundan sıkılırlar. Vicdansız kalplere biraz vicdan olmak için sevin, sevin ki insanlar farklılıkları görmesin. İnsanların farklılıklarını görmezden geldiğiniz zaman, onlarda herkes gibi olur gözünüzde. 

 

Çok fazla söze gerek yok aslında. Bu yazıyı yazmamın sebebi, etkilendiğim bir video aslında ve bunu sizlerin de görmesini istedim. Umarım bu video size bir ışık tutar.