Sevgili Pink Women’s okuyucuları,

Yeni bir haftaya,  hayata dair bir yazıyla “Merhaba!” diyorum sizlere. Her gün “gerçekte bir gün ölmek için” -üstelik bu gerçeği bilerek- nefes almaya çalışanlardanız. Adına hayat denilen bu yol birazı belirlenmiş, biraz belirsiz olan bir yol. Payımıza düşen ise zaman içinde sahip olabileceğimiz en iyi şartlarda yaşamak bu hayatı ve “ekmek parası” için.

Her birimiz ayrı ayrı emek harcayıp, çalışıp çabalayıp, didinerek mücadelesini veren birer bireyiz. Adı üzerinde “ekmek parası” önemlidir haliyle. Önemli bir “araçtır” yaşamımızda. “Amaç” şeklinde görüp yaşayanın vay haline! “Kaybolmuş bir hayat” der, yorum bile yapmam üzerine…

Mesleki başarımızın yanı sıra bununla paralel olarak kazancımız önemlidir elbette. Mesleğini layıkıyla, hakkıyla yapmak kadar güzeli var mı? Rahmetli babam derdi ki; ”Kızım yaptığın her işi önce kendin beğeneceksin. Senin içine sinmiş ise ve kendin beğendiysen yaptığını, emeğinin arkasında da dimdik durabiliyorsan, o iş tamamdır, olmuştur güzel kızım” derdi. Hiç unutmadım… Günümüzde atasözleri, “baba sözleri” ve deneyimler ne kadar önem görüyor bilmiyorum ama kendi adıma konuşmak gerekirse ben çok önemsiyorum.

Hayata olan bakış açımıza ve karakterimize göre; “Gemisini yürüten kaptandır” sözünü hayat felsefesi olarak benimsemek veya “Nabza göre şerbet verme” ya da “Köprüyü geçene kadar ayıya dayı demek” veya “Amaç uğruna her yol mubahtır” görüşünü doğru benimseyerek bu ve benzer yolda ilerlemek, ilerlediğini zannetmek de mümkündür. Ama aslolan, olması gereken ise “doğru ve düzgün insan” tanımına yakışan, hayatını ve mesleğini hakkıyla, layıkıyla yaşayarak, inanarak çalışmak ve uygulamaktır.

Hayatımıza ve mesleki kariyerimize insan gibi insan olmanın erdemlerine sahip olmaya çalışarak başlamak, hedefi yüksek tutup hırsımızın kontrolünü elden bırakmamak en doğrusuymuş gibi gelir her zaman bana. Kabul etmeliyiz ki; Tüm bu farklı bakış açılarına, durumlar içinde hayat zor ve karmaşık, zaman zaman da çok yorucu bir süreçtir. Biliriz ki; birbirimizden farklı, kendi hikayelerimizin başrol oyuncularıyız. Zaman, süre, şekil, şartlar ve hikayeler birbirinden çok farklı olsa da; yaşanan, hissedilen duygular aynıdır ve ortaktır esasında. Gülmek, ağlamak, mutluluk, mutsuzluk halleri, kazanmak, kaybetmek, başarmak, başarısız olmak, üzülmek, sevinmek tüm bu zıt duygular arasında çok sıkı bir kardeşlik vardır. İyi geçinmek lazım kardeşlerle…

 

Hayat yolumuz açık, şansımız bol olsun.

 

Sevgimle,

 

 

İlkay Akbaş

Professional Makeup Artist Mentor / Profesyonel Makyaj Sanatçısı Danışmanı

 

Leave a Reply