Türkiye’nin en kuzey ucu, Bartın’ın efsanevi güzellikteki ilçesi Amasra’ya gidiyoruz 🙂

Amasra, yarımada şeklinde, tarihiyle hayran; doğasıyla aşık eden görülmesi gereken nadide bir ilçesidir Türkiye’nin. Adeta modern dünyadan izole edilmiş, ekolojik ve tarihsel dokusu korunmuş eşsiz bir güzellik. Adımınızı atar atmaz sizi içine alan o büyülü atmosferi, size zamanı unutturacak kadar etkili. Zamandan ve dünya halinden ari hatıralar biriktirmek isterseniz Amasra ‘ya mutlaka gelmenizi öneririm.

Amasra şehir turumuza çarşılarından başladık. Amasra’nın iki ünlü çarşısı var. Bunlardan Galla Pazarı, her Salı ve Cuma günü sergiye açılıyor. Bu Pazar, daha çok yöresel el sanatlarını icra eden yöre kadınlarının, ekonomiye destek için oluşturdukları bir pazar. Kendi el emeklerini sergiliyorlar. Amasra’nın diğer yöresel çarşısı ise Çekiciler Çarşısı. Bu çarşı da Galla Pazarı gibi yöresel ürünlerin hediyelik eşyaya dönüştürüldüğü, yöresel yemeklerin sergilendiği ve satıldığı; ayrıca yörenin ünlü ahşap işçiliğinin enfes örneklerini bulabileceğiniz bir yer. Çekiciler Çarşısı’nın Galla Pazarı’ndan farkı sürekli açık olması ve şehir merkezinde bulunması. Buradan hatıralık almadan geçmek mümkün değil. Hele de ahşaptan yapılmış biblolar, bastonlar ve ev eşyaları güzel birer hatıra oldu. Çarşıda fiyatlar oldukça ucuz. Turizmin şişirmediği fiyatlardaki hediyelik eşyalardan eşe dosta bol bol alınabilir. Çekiciler Çarşısı’ndan çıkmadan, çarşı içindeki küçük kahvede birer Türk kahvesi içip çarşının dinamik ahengini izlemek de sizi oldukça dinlendirebilir.

seyahat, amasra, amasra kalesiKahvelerimizi içtikten sonra artık biraz Amasra tarihini solumak istedik. Amasra’da tarihle haşir neşir olmak isterseniz gidebileceğiniz adreslerden bahsedeyim size. İlk durağımız Amasra Kalesi. Kale, şehir merkezinde sahilde bulunuyor. Çok büyük bir kale olmamakla birlikte zindanların ve Sormagir Kalesi’nin birleşiminden oluşan görkemli bir yapısı var. Amasra Kalesi, şehrin simgelerinden de olması nedeniyle Kültür Bakanlığı tarafından da özenle korunmuş, gerekli tüm restorasyonları yapılmış. İçini gezdiğimizde Amasra’nın muhteşem sahil şeridini ve şehir merkezini çok iyi bir açıdan gördüğünü fark ettim. Bu güzeller güzeli şehri korumak için çok doğru bir noktada yapılmış gerçekten. Kalenin büyük liman tarafından girilen iç kısmında da Cenova Şatosu bulunuyor. Bu şato, Amasra Kalesi’nin içinde, Cenova arması taşıyan bir kapı ile kendini gösteriyor. Amasra’da uzun süre varlığını sürdürmüş Cenova tüccarlarının, bölgeye hakimiyeti bu noktadan sağlanıyormuş.

Şehir merkezinde gezerken, yeşillikler içinde bir çay bahçesi dikkatimizi çekti. Ama asıl burada önemli olan içindeki Osmanlı Hamamı tabiî ki. Artık kullanılmayan, bir kısmı yıkılmış bir tarihi eser. 17. yüzyılda yapılmış olduğu söylendi; keşke kullanılabilir olsaydı dedik. Bahçesinde oturup hamamı seyrederek çaylarımızı içtik 🙂

Biraz şehrin dışına doğru gitmeye, çevredeki tarihi eserlere de göz atmaya karar verdik. Bedesten anıtı olarak anılan yapı, aslında Roma döneminden kalmış bir bazilika. Şehir meclisi anlamına gelen bazilika, çoğunlukla yıkılmış ve harap bir durumda. Arkeolojik kazılarla ortaya çıkarılmış bu eser, Amasra’nın tarihi de göz önüne alındığında hala merak edilen birçok soruyu içinde barındırıyor. Bazilikanın yanı başında bulunan tören caddesine ait sadece üç sütun varlığını koruyor. Amasra’daki tapınak harabeleri bununla da sınırlı değil. Küçük kilise yani şapel, Bizans döneminden kalma oldukça güçlü bir yapı. Osmanlı’nın Amasra’yı almasından sonra, buraya Kıpçak Türkleri yerleştirilince, yerleşik Rum halk, İstanbul’a göç etmek zorunda kalmış ve onlara hizmet eden bu şapel de bir tarihi eser olarak kalmış.

seyahat, amasra, direkli kayaSahil boyunda küçük limanın doğusunda yer alan Direkli Kaya da enteresan bir yapı olarak dikkatimizi çekti. Bu yapı muhtemelen  denizi gözetleyen ya bir kulenin ya da bir fenerin kalıntısı olsa gerek. İçindeki havuz ise, halk arasında Amasra’nın hamamı olarak anılıyor. Ayrıca kalıntının tek ilginç özelliği havuzu da değil, üzerinde bulunduğu kayalıktan oyularak yapılmış basamakları ve mermer iskelesi de bu yapının önemle ele alındığının göstergesi.

seyahat, amasra, Kuş Kayası Yol AnıtıAmasra’dan Bartın’a giderken yol üzerinde devasa bir anıt insanı büyülüyor     . Kuş Kayası Yol Anıtı olarak bilinen bu nokta Roma döneminden kalma, Roma yolunun bir parçası. Yapıldığı dönemdeki Roma imparatorunun anısına yapılmış. Kayalara oyulmuş kral heykeli, Roma hakimiyet kartalı ve kitabelerle çok gösterişli ve heybetli duruyor.

Amasra’nın tarihi dokusunda yoğrulmaya devam ederken son durağımız Güzelcehisar köyünde bulunan Güzelcehisar Kalesi oluyor. Bu kale de Cenevizlilerden kalmış; ancak şehre uzaklığı sebebiyle midir nedir, pek bakımsız ve harap duruma düşmüş. Gezilecek çok fazla bir yeri olmamakla birlikte, tek burcu ayakta kalmış. Bu kalenin üzerindense Karadeniz’in manzarası nefes kesici gerçekten. Sırf bunun için bile olsa görülmeye değer.

seyahat, amasra, tavşan adasıArtık tarihi dokudan çıkıp, biraz da doğal güzelliklere göz atalım isterseniz. Eğer yaz aylarında Amasra’ya gitmişseniz Karadeniz’in serin sularında ferahlamadan olmaz. Amasra’nın çevresinde sahip olduğu kıyı şeridi oldukça iyi korunmuş. Beach Club‘ların varlığına izin verilmeyen bu doğa harikası plajlarda, tatilin keyfini doyasıya çıkarabilirsiniz. Büyükliman plajı, Amasra plajı ve Güzelcehisar koyu size denizin ve güneşlin en doğal halini sunuyor. Ayrıca burada sadece havlunuz veya hasırınızda oturup, güneşleniyorsunuz. Şezlong, şemsiye vs. yok. Yaz aylarında Amasra’da yapılması gereken bir aktivite de tekne turu. Bu tekne turlarında sahil şeridi ve Amasra çevresindeki küçük adalar ziyaret ediliyor. Bunlardan en önemlisi de Tavşan Adası. Amasra Kemere Köprüsü’nün tam karşısında bulunan bu ada, hem doğal bir güzellik hem de ilginç bir hikayeye sahip. Ada tavşanlarla dolu, tabii ki adını da buradan almış ama adanın halk arasındaki önemi bu değil. Adanın doğu tarafında bir kaya kovuğu bulunmakta. Bu kovuğa götürülen hastaların kovuktan geçirildiklerinde iyileştikleri rivayet ediliyor. Elbette eski zamanlarda yaygın olan bu inanış artık yok ama insanlar hala bu adanın doğal bir şifahane olduğunu söylüyor.

seyahat, amasra, boztepe

Amasra’nın görülesi yerlerinden bir diğeri ise Boztepe. Burada hem bir tarihi fener hem de Ağlayan Ağaç olarak bilinen bir ağaç mevcut. Boztepe, ilçenin kuzeyinde bulunuyor. Amasra merkeze Kemere Köprüsü ile bağlı olan bu adanın girişinde halkın Karanlık Kapı dedikleri kasvetli bir kalıntı var. Boztepe’ye gelenlerin görmesi gereken güzelliklerden ilki Amasra Feneri’dir. Tarihi özelliğe sahip olmakla birlikte, klasik bir fener olduğunu söyleyebilirim. İlgi çekici bir özelliği yok bence ama fenerin üzerine çıkmak mümkün. Buradan Amasra’da gün batımını seyretmek ise çok keyifli, şiddetle tavsiye edilir. Boztepe’nin ikinci özelliği ise Ağlayan Ağaç. Bu ağacın özelliği ise, doğanın bir mucizesi olarak yılın bazı zamanlarında denizden ve havadan aldığı yoğun nemle beraber ağlar gibi damlalar dökmesi. Ben ağacın gözyaşlarına şahit olamadım ama halk bunun ilkbahar ve yaz sonunda olduğunu söylüyor. Birgün bu doğal mucizeye şahit olmak için tekrar Amasra’ya gideceğim 🙂

seyahat, amasra, amasra salatasıGelelim Amasra lezzetlerine. Amasra’nın meşhur bir salatası olduğunu duymayan yoktur. Ben de bu salatayı bir salatasever olarak tatmayı kendine görev edindim ve sahildeki sıralı lokantalardan birine oturdum. Sipariş ettiğim  Amasra Salatası, baya karışık, malzemesi bol bir salata. Saymadım ama yirmi çeşit malzemesi olduğu söylendi. İçinde dikkatimi çeken akla gelebilecek her türlü yeşilliğin olduğu. Semiz otundan naneye, rokadan tereye, maruldan dere otuna kadar ne ararsanız var. Ama bunların yanında bir de karışık turşu kullanılmış olması ilginç geldi. Hatta bununla da kalmayıp, bildiğimiz piyaz da içinde fark ediliyor. İlginç bir tat olmasına karşın, sirkeyi salatada tercih etmeyen biri olarak kendi damak zevkime çok uygun bulmadım ama emek harcanmış ve özenilmiş bir lezzet. Asıl damak zevkimi şenlendiren ise balık tava oldu. Amasra’da balık her türlü şekilde yapılıyor. Bol tere yağında kızartılmış balık enfes,mutlaka deneyin.

Karadeniz’de en güzel duraklardan biri olan Amasra, gezmekle doyulmayacak güzelliklere sahip, orada yaşayanlar çok şanslı… Gittim, gördüm, yazdım…